“A Propaganda Model”

Edward Herman & Noam Chomsky

Akdeniz haber kültürü diğer ülkelere göre baktığımızda devlet ile gazete arasında bir müşteri ilişkisinin üzerinden yürümektedir. Bu Türkiye cumhuriyetinin ilk yıllarında da var, Hürriyet Gazetesi’nin kurulmasında da. Bu ülkelerdeki gazetecilik anlayışı genellikle usta-çırak ilişkisine benzemektedir ve dili daha ajitatif ve edebidir.

Fakat ABD veya Kanada’da edebi gazetecilik geleneği yok; onun yerine doğru enformasyon odaklı gazetecilik var. Akdeniz ülkelerinde medya, hegomonyadan besleniyor ama ABD’de doğru haber ilkesi var. Kolonyal geçmişe de bakınca doğru bir medya var aslında. Örneğin; İngiltere. İngiltere, tarihte en ciddi sömürge hareketlerinde yer almış bir ülke, birçok farklı kıtada insanları yönettiler ve bunu yaparken medyayı da kurdular. Kuzey Atlantik haber anlayışı, liberal, kar ve enformasyon odaklı; bazı kısıtlamalar da var fakat genel olarak mülk sahibi olmayla alakalı.

“A Propoganda Model”de de medya sektörünün eleştirisi mevcut. ABD’de para sahibi herkesin medya sahibi olabilmesi gibi ilişkiler eleştiriliyor. Gücün, iktidarın bürokrasinin elinde olduğu ülkelerde, medya karşısında kullanılan monopolistik kontrol, çoğu zaman resmi sansürle uygulanmaktadır. Ve bu durum medyanın baskın elit kesime hizmet ettiğinin bir göstergesidir. Noam Chomsky’nin The Propaganda Model, adlı yazısında 5 adet filtrenin varlığından ve bu filtrelerin medya ve habercilikte nasıl kısıtlamalara, sansüre etki ettiğinden bahsedilmektedir.

Birincisi, “Financial ownership”. Devlet lisansına sahip olan her radyo, televizyon şirketleri potensiyel olarak devlet kontrolüne sahiptir. Bu filtre birinci filtredir ve öncelikli olarak medya sahibi bu filtreyi uygular. Türkiye’den örnek verecek olursak, örneğin Deniz Feneri Skandalı yaşandığında Doğan Medya’ya ve Aydın Doğan’a ciddi tehditlerde bulunulmuştu, finansal kaynağın kesilmesine dair ve haberlerin yayınlanmasında bir durma söz konusu olmuştu.

İkincisi; “Funding through advertising”. Bu filtre de gazetelerin ve diğer medya organlarının aldıkları reklamlardan kazandıkları gelir ve bunun ışığında yaptıkları haber niteliklerinde yaşanan değişimleri anlatır. Örneğin; Hürriyet gazetesi inşaat firmalarının reklamlarını gazetesinde yer vermekte. Bunu yaptığı için bu inşaat şirketlerini eleştiren, yeren onların karşısında duran bir haberi gazetesinde yayınlayamaz.

Üçüncüsü; “Reliance on PR”. Halkla İlişkilere duyulan güvenin öneminden bahsedilir bu filtrelemede. Dördüncüsü ise; “Flak”dır. Bunlar sosyal medyada karşılaştığımız karşı saldırılar. Örneğin; Türkiye’deki 17-25 Aralık süreci. Bu habere ilişkin sorgulayıcı haberler üretilmesi gerekir. Bu bazen bir mektup şeklinde bazense bir eylem tasarlama şeklinde var olabilir. Beşincisi ise; “Anti-communism”. Medya’da Türkiye’de şimdi terör, terörist kelimeleri bu antikomünizm propagandasının yerini aldı.

Sonuç olarak, medyaya yönelik propaganda atılımı sistematik ve yüksek politik kutuplaşma içermekte ve bu haberlerin servis edilmesinde güç ilişkilerinin devreye girmesini sağlamakta.

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s