“Stuart Hall and Cultural Studies: Decoding Cultural Oppression”

Bu yazıda Stuart Hall’un üniversite bünyesinde kültürel çalışmalar alanında yaptığı çalışmalar ve temsilyet sorunuyla ilgili söylediklerinden bahsedilmektedir. Yazının girişi “temsiliyet” kavramının tartışılmasıyla başlar. Amerikan pop kültüründe “temsiliyet” kelimesinin anlamının belli bir bölgenin veya grubun adını taşıdığından bahsedilir. Örneğin, insanlar kendi mahallelerini, tuttukları spor takımını, veya müzik grubunu onları bağırarak, onları temsil eden renklerde kıyafetlerini giyerek, onların isimleri yazılı tişörtleri, vb.. üstlerinde taşıyarak temsil ederler. Türkiye’de futbol takımlarındaki fanatikliği bu şekilde gözlemleyebiliyoruz. Temsil etmek demek, temsil edilmek istenilen şeyi tam anlmıyla bir kimlik olarak taşımak, onu yüceltmek ve başkalarının farkında olmasını sağlamak demek. Temsil etmek demek, sosyal dayanışması aktarmak ve deneyimlemek demek. Yazıda bir müzik grubundan örnek verilir ve “Good Charlotte” adlı pop-punk müzik gurubundan Benji’nin sözü yazılır; “GC’yi temsil etmeye devam edin çünkü kendinizi temsil ettiğinizi biliyorsunuz.” Temsiliyette gücün deneyimlenmesi hali vardır; temsil ettiğiniz zaman başkalarının sizi nasıl gördüğünün kontrolü size aittir ve bu sizin temsil ettiğiniz grup ve bölgeyle doğrudan alakalıdır.

Peki ya başka birilerinin sizin temsiliyetinizde kontrolü varsa? Du Bois bu konuyla alakalı olarak etnik kökenlerin temsiliyetleri ile ilgili olan sorunları dile getirmiştir ve temsiliyet kavramının Amerikan pop kültürünün parçasının olmasının yanı sıra bu kontrol modelinin ve etnik kökenlerin temsilinin, kültürün eleştirisinde önemli bir konu olduğunu dile getirir.

Temsiliyetin kontrolü konusunun açığa çıkarılması, tartışılması, Stuart Hall ve Kültürel İncelemeler’in de sorunu oldu. Kültürel çalışmalar ilk olarak 1963 yılında, İngiltere’de, Birmingham Üniversitesi’nde başlatıldı. Richar Hoggart, Kültürel Çalışmalar Merkezi’ni kurdu. Kültürel çalışmalar, sosyal bilimlerin bir köşesidir; sosyoloji, edebiyat gibi çalışmalar burada önemlidir.

Kültürel çalışmalarda 4 önemli merkezi düşünce vardır; hegomoni, işaretler ve göstergebilim, temsiliyet ve söylem, anlam ve mücadele. Hegemoni kavramı, üstün olma hali ve baskıcı etkiye sahip olma hali olarak tanımlanmıştır. Göstergebilim ise, kısacası, işaretlerin veya kelimelerin incelenmesidir. Örneğin; bir dergi reklamındaki görüntülerin göstergebilimsel bir analizinde diğer farklı görüntülere de sanki onlar da kelime veya işaretmiş gibi bakılır. Üçüncü kavram olan temsiliyet ve söylem kavramları açıklanırken ise, Hall’un düşüncelerinden bahsedilir. Hall, temsiliyeti yansımadan ziyade yeniden yapılanma hareketi olarak görmektedir. Örneğin, bu ayın Kozmopolitan dergisinin kapağındaki kadın görüntüsü, kadının gerçekteki halinin bir yansıması değil. Bu görüntü kadından başka bir şeyi tekrar yapılandırıyor. Anlam ve mücadele kavramları açıklanırken ise; bazı anlamların çökmüş olduğunu söylerken kullandığımız cümleler her zaman düşünülmüş ve tartışmış olmuyor denir. Yani bunu düşünmeden kullanıyor olma halimiz aslında işaretleri, sembolleri, kültürü genel ideolojik bir kategoriye sokmak demek oluyor.

Sonuç olarak; Hall ve kültürel çalışmalar bize kültürün tek olmadığını anlatmakta. Ortada birçok kültür var ve yeni endüstriyel toplumda birçok kültürün temsiliyetinden söz etmek mümkün.

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s